26.5 C
İstanbul
Pazar, Haziran 26, 2022

Hatay

Akdeniz bölgesinin doğu ucunda, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin sınırında yer alan Hatay, hem tarihi hem de gastronomisi ile Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri. İklim olarak Akdeniz iklim özelliklerine sahip şehir yılın her günü gezilebilir olsa da ilkbahar, sonbahar ayları idealdir; kış aylarında yağış, yaz aylarında kurak sıcak, şehri keşfetmek isteyenlerce dikkate alınmalı.

Zeytin ağaçları ile portakal ağaçlarının kokularının birbirine karıştığı, Asi Nehri’nin hayat verdiği Hatay’da tarihi bölgeler daha çok Antakya ve Samandağı’nda yer alır.

Her biri ilginç hikayeye sahip görülmesi gereken yerleri ve tadına bakılması gereken lezzetleri ile işte Hatay:

Antakya

Antakya, birçok dinden insanı ve kültürü barındıran, birlikte yaşama kültürünün en iyi örneklerinden biri. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olmasının bunda etkisinin olduğu kesin olan bir bölge. Hem “ilk”lerin hem de “tek”lerin olduğu bir yer.

  1. Asi Nehri: Şehrin güneyinde, tam ortada bulunan Antakya’nın ortasından bütün ihtişamıyla Asi Nehri geçiyor. Planlanmış çevre düzenlemesi ile nehrin her iki tarafında hem yürüyüş hem araç yolu, bir kısmında ise görece büyük şehir parkı bulunuyor. Işıklandırması ile gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzellikte olan nehrin kenarında mutlaka tur atmalısınız.
  2. Hatay Arkeoloji Müzesi / Dünyanın En Büyük Mozaik Müzesi: Hatay öyle bir yer ki her yerinden tarih çıkıyor. Öyle ki yaşayanlar evlerinin bahçesinde geçmişin izlerini taşıyan mozaiklere rastlayabiliyor. Antakya’da bulunan ve 3250 metrekarelik mozaik alanı olması dolayısıyla “dünyanın en büyük mozaik müzesi” olma unvanına sahip Hatay Mozaik Müzesi de işte bu mozaiklere ev sahipliği yapıyor. Müzede Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Hitit, Hellenistik, Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait İhtişamlı mozaiklerden cam eşyalara, heykellerden kullanılan eşyalara kadar tüm eserler sergileniyor.
  3.  Habib-i Neccar Camii / Türkiye Sınırları İçinde Yapılan İlk Cami: 638 yılında inşa edilen bu cami, adını Antakya’lı Neccar (marangoz)’dan almış. Rivayete göre M.S. 40’lı yıllarda Allah’ın tek olduğunu anlatmaya gelen İsa’nın havarilerinin dediklerine inanarak Pagan inanışından vazgeçip, öfkeli kalabalığı yatıştırmak isteyen Neccar (marangoz), öldürülmüş ve kesilen başı yuvarlanarak bugün caminin olduğu yere düşmüş. Caminin bulunduğu yerde bugün, Müslümanların kitabı Kur’an-ı Kerimde Yasin Suresinde adı geçen Habib Neccar ile birlikte havarilerden Pavlos’un, Yuhanna’nın ve Şem’un Safa’nın mezarları bulunmaktadır. Caminin etrafında ise medrese var.
  4. Müze Otel / Dünyanın İlk Müze Oteli
  5.  Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi / Türkiye’nin İlk ve Tek Bitki Müzesi: İki katlı eski bir Antakya Evi içinde bulunan müze 280 tıbbi ve aromatik bitki ile onlardan elde edilen aromatik yağlara ev sahipliği yapıyor. Bitkileri tanırken bir yandan da eski bir Antakya Evini görmüş oluyorsunuz.
  6. St. Pierre Kilisesi / Hristiyanlığın İlk Kilisesi: Aslında doğal bir mağara olan bu kilise, İsa’nın havarilerinden Aziz Petrus’un ilk vaaz verdiği yer olarak bilinmektedir. Cemaatin “Hristiyan” olarak adlandırıldığı yer de burasıdır.
  7. Kharon Cehennem Kayıkçısı: St. Pierre Kilisesi’ne 200 metre uzaklıkta, kayalara oyulmuş dev bir büsttür. Eldeki bilgilere göre Helenistik dönemde oyulmuş olan bu portre, imparator Antiochos zamanında Antakya’da birçok insanın ölümüne neden olan veba salgını sırasında yapılmış.
  8. Türk Katolik Kilisesi: 1846 yılında Fransa’dan Antakya’ya gelen Kapuçin rahiplerinin 1852 yılında kilise inşa etmek için izin aldıkları biliniyor. Şimdiki bina 1977 yılında satın alınan iki tarihi evin restore edilmesiyle oluşmuş.
  9. Antakya Musevi Havrası: Ziyarete kapalı bir ibadethane. Ancak zaman zaman kapısını çalanları içeriye buyur edebiliyorlar. Havranın dışında eski bir çeşme bulunuyor.
  10. Uzun Çarşı: Ticaretin kalbinin attığı çarşıda giyimden zücaciyeye, baharattan sabuna ve geleneksel el işçiliğine kadar her tür mesleğin icrası yapılıyor.
  11. Antakya Kalesi: Büyük İskender’ingenerallerinden  Seleucos I. Nikator tarafından yaptırılan kale, sonrasında Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar gibi birçok imparatorluk tarafından kullanılmış. Kalenin, kuzeyde Halep Kapısı (St. Paul), doğuda Demir Kapı, güneyde Şam Kapısı, batıda Köprü Kapısı ve kuzeybatıda Köpek Kapısı olmak üzere toplam 5 kapısı bulunuyor.
  12. Antakya Evleri: Hemen hemen hepsi aynı planda taş ve ahşaptan yapılmış evler 200-250 yaşlarında ve Antakya’nın tarihini, geleneklerini tamamıyla yansıtıyor. Dar sokakların geçtiği evler,  yüksek duvarlı, süs havuzlu avlulara sahip.
  13. Harbiye Şelaleleri:  Antakya’ya çok yakın Defne ilçe sınırları içerisinde yer alan doğal bir güzellik. Daphne Şelaleleri olarak da bilinir. Mitolojiye göre Nehir Tanrısının kızı Daphne, peşinden koşan aşk, şiir ve müzik tanrısı Apollo’dan kurtulmak ister ve Tanrıya yalvarır. Onun yakarışını duyan Toprak Ana, Daphne’nin bedenini ağaca dönüştürür, gözyaşları da şelaleler olur.

Samandağ

Antakya gibi Hatay’ın ilçelerinden biri olan Samandağ, Asi nehrinin denize döküldüğü deltada kurulmuş.

M.Ö. VII. yüzyıldan bu yana yerleşim bölgesi olan Samandağ, İyonyalılar tarafından kurulan Al Mina Limanı’na ev sahipliği yapmış.

  1. Titüs Tüneli: İnsanlık tarihi boyunca elle yapılmış en büyük tüneli.
  2. Beşikli Mağara
  3. Musa Ağacı: Hıdırbey Köyü’nde. Rivayete göre Hz. Hızır ile Hz. Musa birlikte bir dağa çıkarlar. Bu noktaya geldiklerinde Hz. Musa elinde taşıdığı asayı toprağa saplar ve eğilerek su içer. Tekrar dönüp baktığında asanın fidana dönüştüğünü görür. Bugün yedi metre yüksekliğindeki bu ağaç, 1000 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Dev ağacın gölgesinde, hemen yanından akan Ab-ı Hayat suyuna kurulmuş kahvaltı yerleri var.
  4. St. Simeon Manastırı / Türkiye’nin Tek Stylite Manastırı
  5. Vakıflı Ermeni Köyü

Diğer Yazılar

Popüler Yazılar